|
|
November 23

Öğretmenim
Küçük bir çocukken geldik
yanına,
Kucakladın bizi sardın canına,
Sevgiyi saygıyı kattık
şanına,
Okuryazar olduk ilk öğretmenim.

Tüm bildiklerini bize
öğrettin,
Millete faydalı bireyler ettin,
Kalemi kılıçtan çok
keskinlettin,
Çareler ürettin sen öğretmenim.

Ödevler yaptırıp asıl
talibe,
İmkân hazırlayıp her bir talep'e,
Feraset gösterip seçtin
talebe,
Sanatkâr adayı hep öğretmenim.

Edebiyatla Din Tıp
Filoloji,
Tarih Fizik Kimya ve Biyoloji,
İktisatla Sanat ve
Sosyoloji,
Bilimden yelpaze sen öğretmenim.

İstikbale giden bilgi
selinde,
Kitaplık dolusu her eserinde,
Derin ilim varken ana
dilinde,
Neye başka talep var öğretmenim.

Vatan bir okulsa ilk
nöbettesin,
İlim denizinde hep seferdesin,
Kutsal mesleğinle
gönüllerdesin,
Benim de gönlümü al öğretmenim.

Saymakla tükenmez
faziletlerin,
Zamanen ödenen o bedellerin,
Kıvancındır üstün
talebelerin,
İftihar ediniz siz öğretmenim.
Zeki İ.KIZILIŞIK


November 20

Ey güç ve kuvvetin yegâne sahibi Rabb'imiz! Sen Kavî'sin,biz ise Sen'in
zayıf ve aciz ve muhtaç kapıkullarınız. Bizi Sen'den
başka kim koruyup kollayabilir! Ne olursun salih kullarını sevindirdiğin
gibi bizi de lütuflarınla sevindir ve üzerimizdeki nimetlerini tamamla! Bize ve
yeryüzünün değişik yerlerindeki bütün inananlara ,özellikle de
zulme ve haksızlığa uğratılmış mazlumlara dünya ve ukbada tasa ve elem sebebi
olan kötülüklerin hepsini bertaraf et!"
November 19 
Misvakın Faydaları: Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Misvak kullanarak kılınan namaz, misvaksız
kılınan namazdan 70 kat üstündür.) [İ. Neccar] (Cebrail aleyhisselam,
misvak kullanmayı o kadar tavsiye etti ki, misvakın farz olacağından korktum.)
[İbni Mace] (Eğer ümmetime güçlük vermeyeceğini bilseydim, her namaz için
abdest almalarını ve her abdestte misvak kullanmalarını emrederdim.) [Buhari,
Müslim] (Gece namazı için kalkınca, ağzınızı misvakla temizleyin! Çünkü
bir melek, namazda Kur’an okuyanın ağzına yaklaşarak dinler.) [Deylemi]
(Ağzınız Kur’an yoludur, misvakla temizleyin.) [Ebu
Nuaym] (Peygamberlerin beş sünneti: Hayâ, hilm, hacamat, misvak, güzel
koku.) [Taberani] (Misvak erkeğin fesahatini [konuşma güzelliğini]
artırır.) [İ. Adiy, Hatib] (Misvak; ağzı temizler, görmeyi
keskinleştirir, diş etlerini güçlendirir, dişleri beyazlaştırır ve çürümeyi
önler, hazmı kolaylaştırır, mideye sıhhat verir, balgamı keser, hasenatı
artırır. Misvak kullanan, Allahü teâlâyı razı eder, melekleri sevindirir.) [Ebu
Nuaym]
 Misvakın faydaları 30dan fazladır. En aşağısı sıkıntıyı giderir,
en iyisi de ölürken şehadet getirmeyi hatırlatır. Misvak, ölümden başka her
derde şifadır. Sırat üzerinde yürümeyi de kolaylaştırır, yaşlanmayı da
yavaşlatır. Misvak ağzı temizler, gözü cilalandırır, ağız kokusunu ve
kirini giderir, dişleri beyazlatır. Diş etlerini kuvvetlendirir. Yemeği
hazmettirir, balgamı keser. Namazın sevabını artırır. Kur'an-ı kerim yolu olan
ağzı temizler. Ağız kokusunu güzelleştirir, fesahati artırır, mideyi takviye
eder, şeytanı perişan eder, sevabları çoğaltır, safrayı keser. Baş damarlarını
yatıştırır, ağrısını dindirir ve ruhun çıkmasını kolaylaştırır.

19-11-2009-ORDU November 16 .
|
    
 بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم وَلِكُلِّ أُمَّةٍ
جَعَلْنَا مَنسَكاً لِيَذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَى مَا رَزَقَهُم مِّن بَهِيمَةِ
الْأَنْعَامِ فَإِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ فَلَهُ أَسْلِمُوا وَبَشِّرِ
الْمُخْبِتِينَ ...
وَالْبُدْنَ جَعَلْنَاهَا لَكُم مِّن شَعَائِرِ
اللَّهِ لَكُمْ فِيهَا خَيْرٌ فَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهَا صَوَافَّ
فَإِذَا وَجَبَتْ جُنُوبُهَا فَكُلُوا مِنْهَا وَأَطْعِمُوا الْقَانِعَ
وَالْمُعْتَرَّ كَذَلِكَ سَخَّرْنَاهَا لَكُمْ لَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَ.
الح
In
the name of Allah, the Compassionate, the Merciful.
"To every people did
We appoint rites (of sacrifice), that they might celebrate the name of Allah
over the sustenance He gave them from animals (fit for food). But your God is
One God. submit then your wills to Him (in Islam): and give thou the good news
to those who humble themselves-"
"The sacrificial camels we have made
for you as among the signs from Allah: in them is (much) good for you: then
pronounce the name of Allah over them as they line up (for sacrifice): when they
are down on their sides (after slaughter), eat ye thereof, and feed such as (beg
not but) live in contentment, and such as beg with due humility: thus have We
made animals subject to you, that ye may be grateful."
Al-Hajj, 34 and
36
   
Rahman ve
Rahim olan Allah'ın adıyla.
"Biz, her ümmete -(Kurban kesmeye uygun)
hayvan cinsinden kendilerine rızık olarak verdiklerimiz üzerine Allah'ın adını
ansınlar diye- kurban kesmeyi gerekli kıldık. Hepinizin ilâhı bir tek İlah'tır.
Öyle ise, O'na teslim olun. (Ey Muhammed!) O ihlaslı ve mütevazi insanları
müjdele!"
"Biz, büyük baş hayvanları da sizin için Allah'ın (dininin)
işaretlerinden (kurban) kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Şu halde onlar,
ayakları üzerine dururken üzerlerine Allah'ın ismini anınız (ve kurban ediniz).
Yan üstü yere düştüklerinde ise, artık (canı çıktığında) onlardan hem kendiniz
yeyin, hem de ihtiyacını gizleyen-gizlemeyen fakirlere yedirin. İşte bu
hayvanları biz, şükredesiniz diye sizin istifadenize verdik."
Hacc, 34 ve
36
  

|
|
 |
|
|
..
.

      
|
KIZIMA ÖĞÜT
Canım yavrum! Bak dinle; göz bebeğim,
Hayat su misali akar da
gider,
Dualar şifadır masum meleğim,
Kalpleri tertemiz yıkar da
gider.
  
Aldanma gençliğe şeytana sakın,
İffetten hicaptan ziynetler
takın,
Dost sanıp düşmana olursan yakın,
Korkarım canını yakar da
gider.
  
Önemi yok bil ki, üst ile astın,
Kimseye olmasın garazın
kastın,
Allah dostu olsun, olursa dostun,
Gerisi çabucak bıkar da
gider.
  
Mal mülke güvenip güçlüyüm deme,
Yetimin, garibin hakkını
yeme
Muhannete derdin sakın söyleme,
Yaptığın başına kakar da
gider.
  
Allah’ı unutup zihnin kirletme,
Mezarında ceddini kan
terletme,
Dünya benim deyip ayak diretme,
Bu canda bedenden çıkar da
gider.
  
Zeki söyler sözü kızına öğüt,
Sarkar başın sanki bir salkım
söğüt,
Muradın bir helal süt emmiş yiğit,
O yuva güllere kokar da
gider.
Zeki SELEN |
|

       |
.
November 15
    
 بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم وَلِكُلِّ أُمَّةٍ
جَعَلْنَا مَنسَكاً لِيَذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَى مَا رَزَقَهُم مِّن بَهِيمَةِ
الْأَنْعَامِ فَإِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ فَلَهُ أَسْلِمُوا وَبَشِّرِ
الْمُخْبِتِينَ
...
وَالْبُدْنَ جَعَلْنَاهَا لَكُم مِّن شَعَائِرِ
اللَّهِ لَكُمْ فِيهَا خَيْرٌ فَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهَا صَوَافَّ
فَإِذَا وَجَبَتْ جُنُوبُهَا فَكُلُوا مِنْهَا وَأَطْعِمُوا الْقَانِعَ
وَالْمُعْتَرَّ كَذَلِكَ سَخَّرْنَاهَا لَكُمْ لَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَ.
الح
In
the name of Allah, the Compassionate, the Merciful.
"To every people did
We appoint rites (of sacrifice), that they might celebrate the name of Allah
over the sustenance He gave them from animals (fit for food). But your God is
One God. submit then your wills to Him (in Islam): and give thou the good news
to those who humble themselves-"
"The sacrificial camels we have made
for you as among the signs from Allah: in them is (much) good for you: then
pronounce the name of Allah over them as they line up (for sacrifice): when they
are down on their sides (after slaughter), eat ye thereof, and feed such as (beg
not but) live in contentment, and such as beg with due humility: thus have We
made animals subject to you, that ye may be grateful."
Al-Hajj, 34 and
36
****************************************************
Rahman ve
Rahim olan Allah'ın adıyla.
"Biz, her ümmete -(Kurban kesmeye uygun)
hayvan cinsinden kendilerine rızık olarak verdiklerimiz üzerine Allah'ın adını
ansınlar diye- kurban kesmeyi gerekli kıldık. Hepinizin ilâhı bir tek İlah'tır.
Öyle ise, O'na teslim olun. (Ey Muhammed!) O ihlaslı ve mütevazi insanları
müjdele!"
"Biz, büyük baş hayvanları da sizin için Allah'ın (dininin)
işaretlerinden (kurban) kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Şu halde onlar,
ayakları üzerine dururken üzerlerine Allah'ın ismini anınız (ve kurban ediniz).
Yan üstü yere düştüklerinde ise, artık (canı çıktığında) onlardan hem kendiniz
yeyin, hem de ihtiyacını gizleyen-gizlemeyen fakirlere yedirin. İşte bu
hayvanları biz, şükredesiniz diye sizin istifadenize verdik."
Hacc, 34 ve
36
   
. | .
November 13 . ..
<>TESADÜF&TEVAFUK<>
Dilimizde kullandığımız birçok kelime
vardır ki mânasını kesinlikle bildiğimizden kullanıyoruz değiliz. Kimi
kelimeleri aslında ifade ettiği mânanın aksine bir niyetle kullanmaktayız.
Sözünü edeceğimiz (tesadüf) kelimesi de bunlardan biridir.
Tesadüfte
şuursuzluk, hesapsızlık ve başıboşluk vardır. “Şu hâdise tesadüfen şöyle oldu,
bu hâdise tesadüfen böyle oldu” gibi... Bunu söyleyen zâta sorsanız:
-
Siz kâinatta başıboşluk olduğunu kabûl edebiliyor musunuz? Hâdiseler, vak’alar
başıboşluktan mı zuhur ediyor, yoksa hepsinde ince bir hikmet, kesin bir maksat
mı vardır? Muhatabımız hemen diyecektir ki:
- Asla, kâinatta başıboşluk
yoktur. Her hâdisenin altında bilmediğimiz nice hikmet ve maslahatlar vardır.

- Öyle ise hikmetsizlik ve başıboşluk mânasına gelen tesadüfü neden
kullanıyorsunuz?
- Canım, ne bileyim herkes kullanıyor, ben de
kullanıyorum. Alışmışız bir defa... Bir âyeti kerîme bizlere ışık tutuyor:
“Denizde, karada ne cereyan ediyorsa, Allah’ın ilmi dâhilinde cereyan ediyor.
Bir yaprak düşmez ki Allah’ın ilmi dâhilinde olmasın!.” Anlaşılan, tesadüfî
sandığımız kâinat hâdiselerinin hiçbirinde tesadüf yoktur. Bir yaprağın
düşüşünde dahi.
- Ya ne vardır?
- Tevafuk.. Muvafık olmak,
münasip düşerek cereyan etmek, bir İlâhî maksat, bir İlâhî hikmet için cereyan
etmiş olmak... Bunun içindir ki kelimeleri yanlış mânada kullanmak istemeyenler
tesadüfü terk eder, tevafuku tercih ederler.
- Tevafuken böyle oldu,
tevafuken şöyle cereyan etti, diyerek her hâdisenin altında bir İlâhî hikmet,
Rabbanî maksat ararlar. Yaratandan alâkasını kesmek gibi bir dalgınlığa
düşmezler.
 
.
November 12
SEN
VAZGEÇMEYENSİN
kullarını asla terk etmeyensin. Onlar gaflete dalıp seni
unutsalar da, Sen her daim onları kollayansın. Her ihtiyaçlarını bilensin. Görüp
gönderensin. Kim kimin eliyle ne getiriyorsa veren Sensin. Nimetlerin
arkasındaki sebeplerin eliyle iş görensin. Toprak bir servis penceresi; ağaçlar,
elementler, gök, güneş herşey öyle. O perdelerin gerisinde iş gören Sensin.
Senin binbir güzel ismin görünüyor. Hiçbir perde, Senin rahmet ve şefkatini
örtemez, gizleyemez. Sebepler sadece ve sadece Senin izzet ve azametinin incecik
bir perdesidirler.. İman gözümüz, deler geçer bu perdeleri. Aşar bu engelleri.
Sen Azizsin. Sen Rahmansın vazgeçmeyensin. Kimin üzerinde kendini aşan bir
kıymet, bir değer bir güzellik varsa Sendendir hep. Ey Rahman, herşey Senden
armağan…
O
sonsuz rahmetin ve şefkatin olmasaydı ne olurduk biz?
November 10
.
DUA ALMAYA BAKIN!
Vaktiyle bir ateşperest, oğlunu
evlendirmektedir. Düğün günü çok koyun ve inek kesilir. Et
kokuları mahalleyi sarar. Ancak evin bitişiğinde, müslüman, dul
bir kadın, dört yetimiyle yaşamaktadır. Hepsi de günlerdir
açtırlar. Kadıncağız, düğün evinin kapısını çalıp, 'ateş'
ister. Ancak maksadı başkadır. 'Belki yemek verirler' diye
gitmiştir. Adam, kadının niyetini anlasa da, birşey
vermez. Kadıncağız, bir daha gidip 'ateş' ister. Yine eli boş
döner. Üçüncüde yine öyle. Ama ne olur bilinmez, bu defa acır
kadına. Hallerini anlamak için dehlize iner ve dayar kulağını
bitişik evin duvarına ve dinler Yetimcik, annesine yalvarıyor: -
Anneciğim, ne olur bir daha git. Belki bu sefer birşey
verirler. Kadın ağlamaklıdır: - Üç defa gittim yavrum! Artık
utanıyorum. Adam bunu duyar. Kalbi sızlar. güzel bir 'Sofra'
hazırlatıp, gönderir evlerine. Ve dehlize inip, dinler
yine. Yetimlerin en küçüğü duâ ediyor: - Yâ Rabbî! O nasıl bize
ikram ettiyse, sen de ona ikram et! Onu îmanla
şereflendir!Ardından; - Âmiiiin! sesleri yükselir. O anda,
kalbi döner ateşperestin. Ve 'Şehâdet'i getirip îmanla
şereflenir. Nitekim;Sadaka, belâyı önler. Ama duâ, kaderi
değiştirir! buyurmuştur büyüklerimiz
     
'Düşüncelerine dikkat
et;Sözlere dönüşüyorlar, Sözlerine dikkat et;Eyleme
dönüşüyorlar, Eylemlerine dikkat et;Alışkanlıklarına
dönüşüyorlar, Alışkanlıklarına dikkat et;Kişiliğine
dönüşüyorlar, Kişiliğine dikkat et;Kişiliğin kaderin oluyor.
     


|
|
|
|
|
|
|
|
|
. November 09
|
|
|
** İKİYÜZLÜ İNSANLAR *****
Ruhum hicranla dolu, yine özdeyim bugün Gün doğmuyor ufukta,
karanlıktayım bugün Sahtekar dünya değil, yaşayan kullar bence… İkiyüzlü
insanlar, her tarafta binlerce

Dilde, ahkam kesmede ne hünerli
bilseniz Kaç mazlumu ağlattı… Gözyaşını silseniz. Ayıp eder her zaman,
utanmıyor ki densiz.. Aslında bu şiirde onu anlatmam yersiz…
Her
insanın yanında, vardır böyle tilkiler Uyanıktır her daim… şeytanlar bile
ürker. Dış yüzleri pek parlak, cilalıdır cilalı Kalp gözüyle bakınca,
görünür katranı
 Ey ALLAH’ım büyüksün, senden korkmayan nice… Bir hesap
günün vardır, bilirim ki pek yüce Yüzü başka, özü başka ikiyüzlü bu
kullar… Hesap günü gelince, olur mazlum kuzular
 Bilmezler ki eskisi,
değil hesap ters döndü… Parlayan ışıkları bu mizanda hep
söndü. Mazlumların ahları, çıkacak bir bir elbet… Sabret güzel kardeşim,
sabret de o gün seyret… Meryem Zemerot
|


| |
|
|
|
|
|